Kategori arşivi: Hadis Bahcesi

Fâni mal beka bulur. Çünkü Kayyûm-u Baki olan Zat-ı Zülcelâl’e verilen ve O’nun yolunda sarf edilen şu ömr-ü zail; bakiye inkılâb eder, baki meyveler verir.

Cenab-ı Hakk’ın yolunda harcanan fâni malın beka bulmasını şu ayetler ve hadis-i şerifler ile anlayabiliriz:

“Her neyi Allah yolunda infak ederseniz, Allah-u Teâlâ onun yerine size başkasını verir.” (Sebe 39)

“Yaptığınız her iyilik sadece kendiniz içindir… İyilik cinsinden ne infak ederseniz, o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.” (Bakara 272)

Hz. Aişe (r.a.) diyor ki: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir koyun kesmişlerdi. Bu sırada bir dilenci geldi ve etten ona verdiler. Bir dilenci daha geldi, etten ona da verdiler. Sonra bir dilenci daha geldi ve etten ona da verdiler. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Koyundan geriye ne kaldı?” Yanındakiler: “Sadece omuzu kaldı.” dediler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Hayır! Omuzu hariç diğer yerleri kaldı.” (Tirmizi, Sıfatu-l Kıyame 35)

Efendimiz (s.a.v.)’in burada anlatmak istediği şey şudur: “Biz hayvanın her parçasını Allah yolunda infak ettik. Bu infak sayesinde o parçalar beka buldu, çünkü Allah yolunda harcanan her şey beka bulur. Kalan bu omuzu ise biz yiyeceğiz. Bu parça Allah yolunda sarf edilmediğinden dolayı fena bulacak. O hâlde denilebilir ki, omuzu hariç bu koyunun tamamı beka bulmuştur.”

İbn-i Mesud (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.), ashabına: “Hanginize mirasçısının malı kendi malından daha sevimlidir?” diye sordu. Onlar: “Ey Allah’ın Resulü! Hepimiz malımızı mirasçının malından daha fazla severiz.” dediler. Hz. Peygamber de: “Kişinin kendi malı, hayır yaparak önceden gönderdiğidir. Mirasçısının malı ise harcamayıp geride bıraktığıdır!” buyurdu. (Buhari, Rikak 12.)

Ebu Hureyre (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her sabah iki melek iner. Biri: “Ya Rabbi, infak edenin malına yenisini ver!” der. Diğeri de: “Ya Rabbi, cimrilik edenin malını telef et!” diye dua eder.” (Buhari, Zekât 27; Müslim, Zekât 57)

Ebu Hureyre (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ey Âdemoğlu! (Allah için) İnfak et ki, sana da infak olunsun!” (Müslim, Zekât 36, 37)

Ebu Hureyre (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Üç şey vardır ki bunlara yemin ederim: Sadaka malı eksiltmez…” (Tirmizi, Birr 82)

Naklettiğimiz ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler şu noktaya parmak basmaktadır: Allah-u Teâlâ yolunda harcanan bir mal eksilmez ve fena bulmaz, bilakis çoğalır ve beka bulur. Mal, Allah-u Teâlâ yolunda harcanmakla beka bulduğu ve fenadan kurtulduğu gibi, şu ömr-ü zail de Allah’ın yolunda harcanırsa beka bulur ve fenadan kurtulur. Zira o zaman şu ömr-ü zail, ebedâ bir hayatın vesilesi ve cennette ebedî bir saadetin sebebi olur.

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu.

‎(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu.

“Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine,

Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara”

diye cevap verdi.

(Hadis-i Şerif)Müslim, İmân, 95.

YASİNİ ŞERİF SURESİ HAKKINDA PEYGAMBERİMİZ(S.A.V.)’IN HADİSİ ŞERİFLERİ

Resulü Ekrem,Sure-i Yasin hakkında:

“Yasin,Kur’an’ın kalbidir.Muhakkak o,bütün dertlere devadır.”

“Geceleri Yasin’i okumak,sanki Kur’an-ı yedi defa hatmetmek gibidir.”

“Yasin ne niyet için okunursa,o şey meydana gelir”
buyurmuşlardır.

Sabah ve akşamları okunması daha tesirlidir.Kırk bir Yasin ne niyet için okunursa okuyan kimsenin muradı hasıl olur.Bu kırk bir Yasin yedi güne bölünerek sabah namazından sonra okunursa daha tesirli olur.

“Allah Teala’nın rızası için geceleyin Yasin’i okuyan kimse affolunur.”

“Sure-i Yasin’i geceleri okuyan kimseye Kur’an’ı yedi defa okumuş gibi ecir verilir.”

Peygamberimiz buyurdu:
“Cuma geceleri Sure-i Yasin’i okuyan kimse,mağfireti ilahiyyeye nail olduğu halde sabahlar.”

“Kim Sure-i Yasin ve Sure-i Duhan’ı Cuma geceleri okursa,mağfiret olunduğu halde sabahlar.”

Peygamberimiz buyurdu:
“Sabahladığında Sure-i Yasin’i okuyan kimseye o günün kolaylık ve sevinci verilir,akşamladığı vakit okuyan kimseye sabaha kadar o gecenin kolaylık ve sevinci verilir.Cennet ehlinden Kur’an ref edilir,ondan birşey okumazlar.Ancak Taha ve Yasin’i okurlar.”

“Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Sure-i Yasin’dir.Kim onu gündüzleri okursa,bütün sıkıntılarına karşı kafi gelir.Kim geceleri okursa bütün günahları affedilir.”

“Sure-i Yasin’i akşamladığı vakit okuyan kimse ferah içinde sabahlar,sabahladığı vakit okursa ferah içinde akşamlar.”

“Sure-i Yasin’i sabahleyin okuyan kimseye o günün sultanlığı(manevi olarak) verilir.Akşamları okuyana ise o gecenin sultanlığı verilir.”

Peygamberimiz buyurdu:
“Sure-i Yasi’i okuyan kimseye yirmi (nafile) hac sevabı verilir.”

“Her şeyin bir kalbi vardır.Kur’an’ın kalbi ise Sure-i Yasin’dir.Yasin’i bir defa okuyan kimseye (içinde Yasin bulunmayan) on hatim sevabı verilir.”

Peygamberimiz:
“Kur’an’da bir sure vardır.Allah Teala katında ona aziz diye isim verilmiştir.O’nu okuyan ise Allah Teala yanında şerif diye çağrılır.O’nu okuyan kıyamet günü Rabia ve Mudardan(kabilelerinden) daha çokları hakkında şefaat eder.O,Sure-i Yasin’dir.”

“Muhakkak ki Kur’an’da bir sure vardır.Kendisini çok okuyana şefaat eder.Dinleyen ise mağfiret olunur.Dikkat edin.O,Sure-i Ysin’dir.Sure-i Yasin’e Tevrat’ta müimme denilir.”(Ya Resulüllah müimme ne demektir?diye sorulduğunda) Resulü Ekrem:Sahibine dünya ve ahiret hayatını umumileştirir,ondan ahiret korkularını giderir.Ve her hayırlı işini gaza eder.Kim O’nu okursa yirmi(nafile) hac sevabı verilir.Kim O’nu dinlerse sanki Allah yolunda bin dinar sadaka vermiş gibi ecre nail olur.Kim O’nu yazar da suyunu içerse içinden her çeşit hastalığı çıkarır,içine bin tane nur,bin yakin,bin rahmet,bin refet,bin hidayet girer.Ondan bütün hastalıklar ve sıkıntılar çıkarılır.”

“Sure-i Yasin’i ölmek üzere olan kimsenin üzerine okuyun.”

“Sure-i Yasin ölümü yaklaşan hastanın yanında okunursa Allah Teala onun can vermesini hafifletir.”

“Her hangi biri ölmek üzere bulunan kimsenin baş ucunda Sure-i Yasin okunursa Allah Teala ona(ruhunu teslim etmesinde ) kolaylık verir.”

Peygamberimiz buyurdu:
“Üzerine Sure-i Yasin okunan mevtanın azabı hafifler.”

“Her kim her Cuma günü annesinin,babasının veya bunlardan birinin kabrini ziyaret eder de baş ucunda Sure-i Yasin okursa okuduğu her harfi adedince onlar mağfiret edilir.”

“Kabristana giren kimse oradaki mevtaların üzerine Sure-i Yasin’i okursa,Allah Teala okunan Yasin hürmetine onların azabını hafifletir.Okuyan kimseye de harflerinin adedi kadar ecir verilir.”

Resulü Ekrem(a.s.) buyurdu:
“Ya Ali,Sure-i Yasin’e devam et. Muhakkak onda bereket vardır.”


1-Aç okursa doyar.
2-Susuz okursa suya kanar.
3-Çıplak okursa giydirilir.
4-Bekar okursa evlendirilir.
5-Korkan okursa korktuğundan emin olur.
6-Hasta okursa iyileşir.
7-Zindanda olan okursa çıkarılır.
8-Misafir okursa,seferinde ona yardım edilir.
9-Bir şey kaybeeden okursa, kaybettiği şeyi bulur.
10-Sıkıntı ve kederli kimse okursa,sıkıntı ve kederden kurtulur…”

“Ümmetimden her müslümanın kalbinde Yasin-iŞerif’in bulunmasını severim.”

“Geceleri Allah Teala’nın rızası için Sure-i Yasin’i okuyan kimsenin kul hakkından başka bütün günahları affedilir.”

“Bana ve ümmetime Sure-i Yasin,Ayet’el Kürsi ve İhlas suresini ikram eden Rabbime hamd ederim.”

“Kul, sakıncalı olan şeylerden kaçınmak için sakıncalı olmayan

“Kul, sakıncalı olan şeylerden kaçınmak için sakıncalı olmayan

-şüpheli- şeyleri terk etmedikçe,

gerçek takvâ sahiplerinin derecesine ulaşamaz”.

(Hadis-i Şerif)[müslim]

Hz Peygamber (sav) herseyin bir kalbi vardir

Hz Peygamber (sav) herseyin bir kalbi vardir.Kuran’in kalbide Yasin’dir.

kim bu sureyi okursa,Cenab-i Hakk,bu okumasi sebebiyle kendisine,

Kuran’ì -Yasin-haric 10 kere okumus sevabi verir.

(Hadis-i serif)Tirmizi

“MÜSLÜMAN ABDEST ALINCA, GÜNAHLARI SULARLA BIRLIKTE DÖKÜLÜR .” HADIS-I SERIF

PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHATLAR

Ashâb-ı Kirâm’dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: “Bana tavsiyede bulun yâ Rasûlallah” diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr’e şu nasîhatlerde bulundu:
— Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır.
— Kur’ân’ı oku, Allah’ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde ışık, gökte de saklanan bir azıktır.
— Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür.
— Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle, dînini koruman hususunda bir yardımcıdır.
— Fakirleri sev, onlarla hemdem ol.
— Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah’ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur.
— Acı da olsa hakkı söyle.
— Bildiğin kusurların seni, halkın eksikliklerini araştırmaktan alıkoysun. Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip, insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne vurarak:
— Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur, buyurdu. (Hayatü’s-Sahâbe 4-206/207)

Dokuz büyük günah

Şu dokuz şey, büyük günahtır

1- Şirk koşmak

,2- Katillik

,3- Hırsızlık,

4- Ana-babaya isyan,

5- Yetim malı yemek,

6- Zina,

7- Faiz,

8- İffetli kadına zina isnat etmek,

9- Savaştan kaçmak. (Nesai)
Emredilen dokuz şeyRabbim dokuz şey emretti:

1- Gizli ve açık Allah’ tan korkmayı,

2- Öfkeli iken de, adaletli söz söylemeyi,

3- Fakirlik ve zenginlikte de, iktisada riayet etmeyi,

4- İrtibatını kesene, sıla-ı rahm yapmayı,

5- Vermeyip mahrum edene de, vermeyi,

6- Zulmedeni affetmeyi,

7- Susmanın tefekkür olmasını,

8- Konuşmanın zikir ve bakışın ibret olmasını,

9- Marufu emretmeyi. (Rezin)
Hataların başıHataların başı üçtür. Üçünden altı hata daha doğdu. Hepsi birlikte dokuz oluyor:

1- Kibir,

2- Hırs [tamah, açgözlülük],

3- Haset,

4- Tokluk,

5- Uyku,

6- Rahatlık,

7- Mala muhabbet,

8- Övünmek,

9- Baş olma sevdası. (M.C. Yâr-i Güzin)
Kabir suali olmayanlarŞu dokuz mümine kabir suali olmaz:

1- Şehit,

2- Düşman karşısında nöbette iken ölen,

3- Veba, kolera gibi bulaşıcı hastalıktan ölen,

4- Bulaşıcı hastalıklar yayılınca, kaçmayıp, sabr ederek başka sebeple ölen,

5- Sıddıklar,

6- Baliğ olmayan çocuklar,

7- Cuma günü veya gecesi ölenler,

8- Her gece Tebareke suresini okuyanlar,

9- Ölüm hastalığında İhlâs suresi okuyanlar. (Cami-üs-sagir şerhi)

Gözlerin zinası harama bakmak, kulakların zinası müstehcen söz dinlemek, dilin zinası fuhuş konuşmak,

ellerin zinası namahremi tutmak, ayakların zinası günah olan yerlere gitmektir.) [Buhari]

Hadis-i Şerif

Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı.

Peygamber efendimiz aleyhisselam, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:

(Hanımına selam söyle, yarı şehid sevabına kavuştuğunu haber ver!) [Şir’a]-Hadis-i Şerif

PEYGAMBER EFENDİMİZİN SEVGİYİ TAVSİYE EDEN SÖZLERİ

 

“Hediyeleşin, birbirinizi sevin, “Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder.”

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. Bütün bunlar, kötülüğü olan, Rabbinin katında da hoş olmayanlardır.
(İsra Suresi, 37-38)

 

“Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”

 

“Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah’ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz.”

 

“Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir. Böbürleneni Allah alçaltır. Allah’ı çok ananı Allah sever.”

 

Mikdam İbnu Mâdikerib (radıyallâhu anh) şöyle anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Biriniz kardeşinin ahlakını (Allah için) seviyorsa bunu kendisine söylesin.”




Kürtajla İlgili Hadisler

 



Kürtajla İlgili Hadisler
İbn-i Me’sud (ra) Peygamber (sav) Efendimize soruyor:
– “Hangi günah daha büyüktür? Allah Rasülü cevap veriyor
– Seni yarattığı halde Allah’a denk, ortak ve benzer koşman
– Ondan sonra?
– Seninle beraber oturup (hazırlanan yemekleri) yer korkusuyla çocuğunu öldürmen
– Ondan sonra?
– Komşunun karısıyla zina etmen” (Buhari Müslim) 

Rasülüllahın (sav) Kadınlarla Çocuklarını Öldürmemeleri İçin Yaptığı Anlaşma
Hz Peygamber (sav) yeni müslüman olan kadınlarla bey’at eder, onlardan söz alırdı Bu kadınların uymaya söz verdikleri hususlardan biri de “evlatlarını öldürmemeleri” mealindeki ayetin tefsirinde, İbni Kesir, çocuk düşürmenin de evlat öldürmeye dahil olduğunu kaydeder (Kur’an-ı Kerim, el-Mümtehine:12)
Kadınlardan Habil kızı Azze şöyle der:
“Rasulüllah (sav) ile yaptığım antlaşmada o, bana: “Gizli ve açık bir şekilde çocuğunu öldürmeyeceksin” diye şart koştu Açık olan çocuk düşürmenin ne demek olduğunu bilirim (Cahiliyet çağında olduğu gibi) Gizlice çocuk öldürmeye gelince ben onu Rasulüllaha sormadım O da kendiliğinden söylemedi Öyle kanaat getirdim ki o, çocuk düşürmektir Allah’a yemin ederim ki hayatım boyunca asla çocuk düşürmeyeceğim!

 

 

LÜZUMSUZ İŞLERİ TERKETMEK

LÜZUMSUZ İŞLERİ TERKETMEK

Ebü Hüreyre radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır.”

Açıklamalar

Dünyada lüzumsuz, boş ve faydasız hiçbir şey yoktur. Allah Teala her yarattığını bir hikmete dayalı ve bir hizmete uygun yaratmıştır. Ancak herşeyin herkes için her zaman gerekli olması da hiç şüphesiz düşünülemez. İşte hadiste işaret buyurulan malayanî, “kişinin dinine ve dünyasına faydası olmayan şey” anlamındadır.

İnsanı doğrudan ilgilendirmeyen şeylere bu anlamda “lüzumsuz” veya “gereksiz” denilebilir. Halkımız “üstüne elzem olmayan işe karışma” derken, işte bu manayı dile getirmektedir.

Neyin malayanî, neyin gerekli olduğunu ayırabilmek için, öncelikle sağlam değer ölçülerine sahip olmak lazımdır. Hiç şüphesiz müslümanlar için müslümanlığın değer ölçüleri esastır. O halde olgun mü’min, müslümanlığın ölçülerine göre yaşayan ve çevresini bunlara göre değerlendiren kişidir. Malayanînin terkedilmesi, müslümanın sürekli uyanık olduğunu gösterir. Murakabe fikri ile yaşadığını belgeler.

Malayanîyi terketmek, gerekli olanı icabeden yerde gerektiği ölçüde yerine getirmek demektir. Toplumda olumsuz gelişmelerin önlenmesi, büyük ölçüde gereksizlerin terkedilmesiyle mümkün olacaktır. Bu sebepledir ki, İslam alimleri bu hadisi “medar-ı İslam” olan dört hadisten biri kabul ve ilan etmişlerdir.

Gereksizi terketmek, lüzumluları önem sırasına koyma fikrini de beraberinde getirir. Böylece müslüman, her konuda en lüzumlu olanı işle­mek, en gerekli olanı ortaya koymak başarısını ve basiretini yani olgunluğunu gösterir. Bu da onun güzel müslüman olduğunun delili olur.

Malayanî ile meşgul olmak, lüzumluları ihmal etmeye götürür. Çünkü gerekli-gereksiz herşeyle meşgul olmak insanı, kolayı tercihe sevkeder. Bütün bunlar ise, sonuçta müslümanı fuzulî işlerin adamı durumuna düşürür. Bu bakımdan hadis, fevkalade önemli bir tesbit yapmakta, iyi müslüman olabilmek için her şeyden önce kendisini ilgilendirmeyen fuzulî işlerle meşgul olmamak gerektiğine dikkat çekmektedir. Çünkü ömür kısadır ve hızla geçmektedir.

Gerekli-gereksiz herşeyin harman olduğu günümüzde sadece lüzumlu işlerle meşgul olabilmek, ancak gerçekten olgun bir iman ile mümkündür.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Kendisini doğrudan ilgilendirmeyen söz ve işlerle meşgul olmamak, müslümanın iyi bir seçim bilincine sahip olduğuna ve imanının olgunluğuna işarettir.

2. İnsan, dünya ve ahireti için gerekli ve lüzumlu olan işlerle meşgul olmalıdır.

3. Malayanîyi terk, sürekli ilahî denetim altında bulunduğu şuurunun bir sonucudur. Murakabe’nin en büyük pratik faydası budur.

 

%d blogcu bunu beğendi: