Kategori arşivi: RUHUN MIRACI NAMAZ

İslam’da ‘Namaz’ın önemi?

Namaz Farsça bir kelime olup, Arapça’daki salât kelimesinin karşılığıdır. Sözlükte, dua, istiğfar, övgü anlamlarına gelen salât, dinî bir kavram olarak, İslâm’ın beş temel esasından biri olup, belli eylemler ve rükünleri bulunan özel bir ibadettir. Namaz, içerisinde zikir, tesbih, dua, kıyam, rüku, secde gibi alt ibadetleri toplayan önemli bir ibadettir. Namaz amellerin Allah’a en sevimli olanı, müminin miracıdır. Namaz, insana devamlı olarak Allah’ı hatırlatır, kalplere sorumluluk duygusunun yerleşmesini sağlar, kötülük ve günahla, kişi arasında bir perdedir. Namaz insanın maddî ve manevî temizliğinin vasıtasıdır.

Hanefîlere göre namazlar; farz, vacip ve nâfile olmak üzere üçe; farz namazlar ise, farz-ı ayın ve farz-ı kifâye olmak üzere ikiye ayrılır. Farz-ı ayın olan namazlar, her gün beş vakit kılınan namazlar ile Cuma namazı olup, buluğ çağına erişmiş, akıllı her Müslümana farzdır. Terk edilmesi, kılınmaması büyük günahtır. Günlük farz namazlar, sabah namazı 2 rekat, öğle namazı 4 rekat, ikindi namazı 4 rekat, akşam namazı 3 rekat ve yatsı namazı 4 rekat olmak üzere toplam 17 rekattır. Cuma günleri öğle vaktinde kılınan Cuma namazı, cemaatla kılınmakta olup 2 rekattır. Farz-ı kifaye olan namaz ise, Müslüman öldüğünde kılınması gereken cenaze namazıdır. Müslümanlardan bir kısmı kıldığında diğerlerinden bu farz düşer. Kılınmadığında, o bölgedeki bütün Müslümanlar günahkar olur.

Vacip namazlar, vacip oluşu kulun fiiline bağlı olmayan (li aynihî vacip) ve vacip oluşu kulun fiiline bağlı olan (li gayrihî vacip) olmak üzere ikiye ayrılır. Li aynihî vacip, vitir namazı ve bayram namazlarıdır. Li gayrihi vacip ise, adak namazı, bozulan nâfile namazının kazası ve sehiv secdesidir. Bunlar aslında vacip olmamakla birlikte, ya kişinin adamasıyla ve nafile olarak başladığı bir namazı bozmasıyla veya namazda yapmış olduğu bir hata sebebiyle vacip olmuştur.

Farz ve vacip namazların dışında kalan namazlar ise nâfiledir. Namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetler; tahiyyatü’l-mescit, kuşluk, teheccüt gibi müstehablar ve kişinin kendisinin kılmış olduğu fazladan namazlar nâfile kapsamında yer alır.

Namazın kişiye farz olmasının şartları, Müslüman olmak, buluğ çağına ulaşmak ve akıllı olmak üzere üç tanedir. Buna namazın vücup şartları denir. Namazın sahih ve eksiksiz bir şekilde kılınabilmesi için, bir takım farzları, vacipleri, sünnetleri ve âdâbı bulunmaktadır.

Farzları yerine getirmemek namazın bozulmasına sebep olur. Vaciplerin terki ise, eğer unutma veya hata ile yapılırsa sehiv secdesi yapılması gerekir; bilerek terk edilmesi hâlinde namazın yeniden kılınması vacip olur. Sünnetlerinin ve âdâbının terk edilmesi ise, namazı bozmadığı gibi, sehiv secdesi veya kazası da gerekmez. Ancak bunların fazilet ve sevabını kaçırmış olur. (İ.P.)

Reklamlar

“Bu kasvet dünyasında kalmadı özlediğim,

 

 

“Bu kasvet dünyasında kalmadı özlediğim,

Namaz vaktinden başka, anını gözlediğim..”

[ Necip Fazıl Kısakürek ]

Rabbime Namazla Kavuşuyorum Rabbim Sen Çok Seviyorum

 

 

Aşkımın Acısı Namazla Diniyor Namazsız Dünyam Bana Zindan Oluyor Rabbime Namazla Kavuşuyorum Rabbim Sen Çok Seviyorum

Hiçbir ibadet huzur-u kalp ile yapılmaksızın ALLAH dergâhında kabul görmez. Kalbin Hazır olmadığı namaza ALLAH nazar etmez

En Güzel Namaz Kılan Habibullah Degilmiydi ALLAH ın En çok Sevdiği Kulu Degilmiydi İşte Bu Yüzden Ki;

Namaz Aşkı Anlatma Sanatıdır. O Hüsnü Aşkın Sancısı ancak namazla Dinebilir. Ancak Namazla Rahatlar Namaz Habibullahın ikinci davasıydı ilki putlara tapmakta olan halkın yüzünü halka çavirmek; Sen cana Canansın Efendim. Ruhum Sensiz Huzursuz Huzurum Namazda İken VarYapılan ibadetler özelliklede kılınan günlük namazlar kalben ve bedenen tam bir teslimiyet ve yöneliş ile yapılmalıdır aksi takdirde rahmet konusu olmayacağı kabullük derecesinden düşeceği ve namaz kılanın ALLAH’ın lütfüne mazhar olmayacağı ehlibeyt hadisleri vasıtasıyla bizlere bildirilmiştir.
İbadetlerin iki temeli iki esası bulunmaktadır birincisi ihlâs ve ikincisi de huzur-u kalptir. Bunlar ne kadar mükemmel olursa ondaki üfürülmüş ruh o kadar temiz saadet o kadar çok rabbe doğru ilerleyiş o kadar hızlı ve melekuti sureti de o kadar nurani olacaktır. Nitekim amellerin mükemmelliği niyet ihlâs ve kalbe bağlıdır dış görünüm o kadar da önemli değildir. Dıştan güzel namaz kılan fakat ruhen yaratana yönelmeyene yüce ALLAH nazar etmez ve namazı da semaları aşarak yükselmez. Örneğin insan suresinde Hz. Ali (a.s) ve temiz ehlibeytin övülmesiyle ilgili ayetlerin nazil olmasının nedeni bir lokma ekmek verdikleri için değildir amelin batını onların samimiyeti ve nurani ciheti nedeniyledir.
Öyleyse ey aziz! Sende nasıl bir namaz kıldığını düşün birde ehlibeytin nasıl namaz kıldıklarını öğren bu husustaki hadisleri oku konu üzerinde biraz düşün ve şu sonuca var ki ibadetler özelliklede namaz ebedi yaşantımızda mutlu olmamız için en önemli faktördür. Mükemmelin mayası yeniden doğuşun hayat sermayesidir. Yüce ALLAH şöyle buyurmuştur:
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar. Onlar gösteriş yapanlardır.” Maun süresi. Yine şöyle buyurmuştur: “Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki namazlarında huşû içindedirler.” Muminun-1/2.
Namazda huşu içinde olmayan kişi iman ve kurtuluş ehli değildir yüce ALLAH’ın hakkında “yazıklar olsun” dediği kimseye gerçekten yazıklar olsun. ALLAH Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir rivayet nakledilmektedir: “ALLAH’a Onu görüyormuşçasına ibadet edin siz onu görmeseniz de o sizi görmektedir.” Bu hadis kalbin hazır hale gelmesinin iki aşamasına işarete etmektedir: biri zatın veya isimlerin tecellisinde kalbin hazır olması diğeri de ibadet edenin kendisini rububiyet makamında kalbinin hazır olması.
Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Namaz vardır yarısı kabul edilir namaz vardır üçte biri kabul edilir veya dörtte biri yahut onda biri kabul edilir. Namaz vardır paçavraya dönmüş elbise gibidirbu namaz sahibinin suratına fırlatılır. Senin namazından kalbinin hazır bulunduğu ve kabul ettiği miktardan başka bir neticesi yoktur.”
Hz. Ali’den (a.s) şöyle nakledilmektedir: “İbadet ve duasını ALLAH’a halis kılan kalbi gözünün gördüğü ile meşgul olmayan kulaklarının işittikleri sebebiyle ALLAH’ın zikrini unutmayan ve başkasına verilenden gönlü hüzünlü olmayan kişiye ne mutlu!”
İmam Bakır (a.s) buyuruyor: “ Hz. Ali b. Hüseyin (a.s) namaza durduğu vakit rengi değişirdi secde ettiğinde ter boşalıncaya kadar başını kaldırmazdı” yine “ O hazret namaz kıldığında bir yaprak gibirüzgârın hareket ettirdiği dışında hiçbir yeri hareket etmezdi.”
Demek ki namaz kılarken tamamen ALLAH yönelmeliyiz ne vücudumuz ve ne de ruhumuz başka şeylerle meşgul olmamalı. Eğer kalp tamamen ALLAH’a yönelmiyorsa bunun nedeni insanın dünyaya çok bağlanmasından kaynaklanmaktadır kalbi uğraşılar; dünya sevgisi ve kaygısının köklü olmasındandır. Eğer insan dünyayı kazanma kaygısı ve onun değersiz süsüne ulaşma arzusu içinde olursa bu ister istemez kalbi dünyaya yönlendirir dünya onunla meşgul olanın meşguliyeti haline gelir ve dünyevi illerin birinden yüz cevirse bir başkasına yönelir.
Kalp sürekli olarak bir daldan diğer bir dala uçan kuş misalidir. Dünya ağacı kalbe dikilirse kalp kuşu da onun dalları üzerinde gezinecektir. Eğer büyük bir cihad ile kalbinde bulunan dünya ağacını kökünden söküp atarsan ancak o zaman kalp kuşun sükûna ulaşacaktır mutmain olacaktır ve ruhun kemale doğru ilerleyecektir. Bunun için ilk olarak ibadet zamanlarında kalbi uğraşıları ve akla gelen şeyleri azaltmalı ve ibadetine meşguliyetinin en az olduğu zamanları ayırmalıdır.
Kalbi uğraşılar azaltıldıktan sonra bedensel uğraşılarda azaltılmalıdır. Mesela namaz esnasında etrafa bakmamalı sakalıyla oynamamalı parmaklarını çıtlatmamalı uyku bastırmasından başkalarının sözlerine kulak kabartmaktan ve halı yahut seccadenin desenlerine dikkat etmekten kendisini kollamalıdır.
Esrar-ı Salât Mirza Cevad Meliki Tebrizi

MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİ

 

 

 

MUHAMMED SIDDIK HAŞİMİ HAZRETLERİ BİR SOHBETLERİNDE NAMAZ İLE ALAKALI ŞUNLARI BUYURMUŞLARDI;

Dünya sıkıntılarının insanı çepeçevre sarıp boğduğu, nefesimizin boğazımıza düğümlendiği zamanlarda, bir an dahi olsa Rabbi bir atmosferde nefes almaktır Namaz. Cennet bahçelerinin rengarenk açmış çiçeklerini ve Besmelenin B harfinden kaynayıp coşan kevseri, yine Besmeledeki Mim harflerinden kaynayıp coşan süt,bal ve kaymak ırmaklarını seyredip, meleklerin “Selam üzerinize olsun” nidalarını işiterek, dallarının Cennette dokunmadığı köşk kalmayan Tuğba ağcının azameti ve zikri karşısında şaşkınlık ve manevi sarhoşluk ile Rabbimizi bütün noksan sıfatlardan tenzih etmek ve sanatkarlığını takdir etmektir namaz.

Cehennemin dağlar gibi kıvılcımlar saçıp, kulakları sağır edecek homurtular çıkartarak Hakkı inkar etmiş ehli küfrü görünce “Daha yok mu?” dediğini işitmek. ve ikiyüzlülükleri sonucu ebedi lanet ve zillet damgası yiyen münafıkların Zebaniler tarafından Haviye Cehenneminde büyük bir azap içerisinde yuvarlandıklarını görmektir namaz.

Namaz, Ademoğlu’nun Cenab-ı Mevla’ya yapmakla mükellef olduğu kulluk vazifesinin zirvesinde olan bir ibadet ve aynı zamanda, kişiyi Rabbi karşısında manen olgunlaştıran, Yaratıcısı ile arasında manevi köprüler kurmasına vesile olan bir araçtır.

Peygamber efendimizin ifadesine göre ise namaz; “Müminin Rabbine miraçdır”. Yani kulun Rabbi ile buluşması ve hasret gidermesidir. Hatta kul namaz ile Yaratıcısına öyle bir yaklaşır ki Kuran-ı Kerim’in ifadesi ile aralarındaki mesafe Kab-ı Kavseyn mesafesi kadar olur yani “iki yay aralığı kadar, yahut daha az. Necm Suresi 9 Ayet”.

Ayetten de anlaşılacağı üzere; Namaz, hafife alınacak basitlikte ve sadelikte bir ibadet değildir. Her sözünün arkasında bizatihi Allah olan (O heva ve hevesinden konuşmaz, konuştuğunda vahiy ile konuşur Necm Suresi 3,4. Ayetler) ve Nübüvetten öncede kendisinden yalan sadır olmamış dosdoğru bir peygamberin ağzından “Namaz müminin Miracıdır” sözü çıkmışsa. Bu söze kesin kez inanmak imanın gereğidir. Kişi kıldığı namazda miracı yaşayamıyorsa o söz söyleyenin yanlışı değil, namazı hakkıyla ifa edemeyen bizlerin yanlışıdır.

Kul, namazı sadece üzerine yüklenmiş bir ağırlık veya yapıp kurtulması gereken bir ödev mertebesinde değerlendirirse. Tabiî ki kıldığı namaz ile Rabbine yükselemez. Namazı evveli ve ahiri ile bir bütün içerisinde değerlendirmeli. Namaz öncesinde manen onun havasına girmelidir. Namaz anında ise dünyaya dair her şeyi bir kenara bırakarak yalnızca Rabbi ile baş başa kalmalıdır.

Namazın evveli derken, Taharetlenmeden tutunda, istibra, istincaya varıncaya kadar en ince detaylarda bile hassas davranmalı. Üzerimizdeki ve içimizdeki maddi kirlerden arınmış bir ten elbisesi ile, Huzuru İlahiye çıkmalıyız. Ardından Efendimizin Sünneti Seniyesine uygun bir abdest ile bedenimizi nurlandırmalı ve durulanmış bir beden ile Rabbimize yaklaşmaya hazır bir hale gelmeliyiz.

Huşu ve hudu(Kalbde devamlı olan Allah korkusu) ile İlk tekbiri getirdiğimizde, Kabe’nin Ruhaniyeti karşımızda hissederek avuç içlerimizle onu selamlamalı. Elimizin tersi ile dünyanın bize teklif ettiği fani zevkleri geri çevirerek Rabbin iklimine doğru kanat çırpmalıyız. Ardından okuduğumuz SUBHANEKE duasıyla; Nefis ve Şeytanın, üzerimize serpmiş olduğu ölü toprağını, bütün güç ve iradeyi yalnızca zatında toplamış olan yüce makamdan, kaldırmasını talep edip. Dilimiz ile söylemesekte, halimizle o makama;

“Ya Rab, arşı taşıyan meleklerinin, bu dua hürmetine üzerindeki yüklerini nasıl hafiflettiysen. Bizimde üzerimizdeki yükleri öyle hafiflet. İbadetimizden feyiz almamızı kolaylaştır.” Diyerek o kutsiyet ötesi makamdan bizi katına kabul buyurmasını isteriz.

Subhaneke Duası; Kulun, bütün kitapların sırrını içinde barındıran Fatiha Suresine ve onda yaşanacak ruhaniyete bir nevi hazırlık aşamasıdır.

FATİHA Suresini okumaya başladığı zaman, On Sekiz Bin Alem Kıyama kalkarak Alemlerin Rabbini kendi lisanı ile hamd etmeye başlar. Bütün bu ibadetler ve hamdler Efendimiz Muhammed Mustafa’ya sav. Nurdan fanuslar içerisinde sunulur. Yüz yirmi dört Bin Enbiyanın arasındaki, sonunda Alemlerin Rabbine giden Sıratı Müstakim yolu üzerinde, Efendimiz önderliğinde, Cenab-ı Hakka doğru yürümeye başlanır.

Kul bu seyir içerisinde Cenabı Hakkın Tecelliyatlarını görmeye başlayınca aşk ile rükuya giderek Kudreti sonsuzun Azametinin yüceliğini ve yaratmış olduğu her şeyden münezzeh olduğunu zikreder. Ardından etraf Cenab-ı Hakkın dört bir cihetten duyulan o latif sesi ile “Rabbiniz etmiş olduğunuz hamdinizi işitti” deyince. Kul Heyecan ve mutlulukla başını kaldırır ve “Hamdimiz yalnız sanadır Ya Rab!” dedikten sonra onun yüceliği karşısında secdeye kapanır.

Yarattığı hiçbir varlıkla kıyas edilemeyecek bir yüceliğe ve saltanata sahip olan Yaratıcısına “ Seni her türlü noksaniyetten tenzih ederim. Yücelikte zatına denk olmayan Rabbim” dedikten sonra başını kaldırır ve “Sidre-i Münteha’yı” Peygamber Aleyhisselam rehberliğinde geçerek Rabbine vasıl olur.

Orada gözler sınırı ve hatti aşamaz. Kendine emir olunan kadarıyla görebilir. Sonra Peygamber Aleyhisselam elinde taşıdığı tüm ibadet ve hamdleri Rabbine taktim eder ve Cenab-ı Hak Peygamberine has şöyle dua eder; “Ey Nebim selamım ve rahmetim üzerine olsun” . Buna karşılık olarak Peygamberler sultanı yanında gelen Salih kulu işaret ederek “Selamın üzerimize ve böyle Salih kullarının da üzerine olsun Rabbim” deyince Arş-ı Ala’da bulunan bütün melekler “ şehadet ederiz ki Allahtan başka bir ilah yoktur ve yine şahitlik ederiz ki Hz Muhammed sav O’nun kulu ve Resuludur”

Kul Peygamberinden gördüğü bu ikramın arkasından Rabbine “Ey noksan sıfatlardan münezzeh olan Rabbim. Peygamberimizin atası olan İbrahim nebiyi ve ailesini nasıl bereketli kıldıysan ve onların üzerine Rahmetini nasıl sağnak sağnak yağdırdıysan. Benim efendime ve ailesine de aynı ihsanını gerçekleştir.” der.

Ayrılık vakti yaklaşmıştır. Kul Rabbinden son bir istekte daha bulur ve “ Ey Rabbimiz, Kahhar ismin ile yarattığın Cehennemini ve onun azabını gördük. Bizi, anne, babamızı ve müminleri onun azabından koru. Dünya hayatında ve Ahirete bize iyilikler ve güzellikler ihsan eyle. Çünkü sen ihsan edicilerin en güzelisin” diyerek miracını tamamlar ve dünya arzına geri döner.

Namaz kulu Rabbine işte böyle yaklaştırır evladım. Namazı kılmayan insan neleri kaçırdığını kime isyan ettiğini bir bilse alnını secdeden kaldırmaz. Ama imtihan dünyası işte. Namazını kılmayan İnsanoğluna, “Arkadaş sen Allah’a büyüklük taslıyorsun, ona senin kurtuluşunu istemiyorum diyorsun” dersek. Bize “Olur mu hoca efendi? Haşa biz Allahtan korkarız!” der. size bir misal ile açıklayacağım. Namaz kılmayan bir kişi Allah’a nasıl aleni isyan ediyor beraber görelim.

Benim Ahmed isimli bir oğlum var. Ben Ahmed’e desem ki “oğlum Ahmed bana bir su getir.” Ahmed beni duysa getirmese. İkinci defa tekrarlasam Ahmed yine aldırış etmese. üç, dört ve beş Ahmed’den hala ses yok. Şimdi Ahmed bana ne demek istiyor evladım. “Baba kör müsün? Kalk suyunu kendin al” demeye getiriyor. Lisanı ile demiyor ama hali ile onu anlatıyor.

Şimdi gelelim namaza; Ezan-ı Şerif ile, Cenab-ı Hak kullarını günde Beş vakit haydi namaza, haydi kurtuluşa diye çağırıyor. Cenab-ı Hak, Kulun birinci aldırış etmemesini hüznü zana mukabil duymadı diye değerlendirse. İki, üç, dört, beş kulda hala reaksiyon yok. Kul işte tam bu anda Rabbine “Senin namazını da kurtuluşunu da istemiyorum” diyor. Dili ile söylemese, hali ile onu anlatıyor.

Şeytan iki vakit namazını kılmamış kula “Ben sana gelecek beladan Allah’a sığınırım. Ben bir defa secde etmedim Huzur-u İlahiden kovuldum” diyerek o kuldan uzaklaşır. Burada dikkat edilecek bir husus var! Şeytan Alemlerin Rabbine secde ve kulluk etmekten asla geri durmuyor. Sadece Adem Aleyhisselam’a secde etmiyor. Fakat Adem evlatları şeytanın oyununa gelerek bizatihi Cenab-ı Hakka secde etmiyorlar isyanları şeytanınkine denk veya daha büyük.

Abdesti ile beş vakit namaz, kulun sadece bir saatini alır. Her gün ömür sermayene yirmi dört saati yatıran Zatı Kerim, senden bunca nimetine karşılık verdiği ömür nimetinin 1/24 geri istiyor. Cenab-ı Hak bu safhada kuluna şunu diyor;

Ebedi ve sonsuz hayat benim elimde. Bunların yanında sana verdiğim hayat ise zerre mesafesinde. Vereceğin, bir ile bin arasında hiçbir fark yok. Yaptığın her şey kendi nefsin içindir. Kahredici azabımdan nefsini kurtarmak istiyorsan kul olduğunu göster ve bende senin üzerinde ebedi nimetlerimi tamamlayım.

Sözlerimi bir Ayet-i Kerime meali ile bitirmek istiyorum;

Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Nur Suresi 37. Ayet

Kapı… Açılır…Vurmayı bil!

Kapı… Açılır…Vurmayı bil!

Ne zaman?Bilemem!

Yeter ki O kapıda durmayı  bil!

Hz.Mevlana

Siz de 5 Vakit Namaz Kılmak İster Misiniz?


Hayatımızı kelimelere dökecek olsak onu şu şekilde tanımlaya biliriz .

Hayat  vesileler toplamıdır .

Dikkatle bakacak olursak hayatımızın vesilelerle örülü olduğunu görmek hiç de zor olmayacaktır .

Bir vesileyle doğduk  doğumumuzun vesilesi anne – babamızdı .

Bir vesileyle öğrendik  bu vesile öğretmenlerimiz / hocalarımızdı .

Bir vesileyle işe girdik  bu vesile bir ahbabımızdı .

Bir vesileyle en yakın arkadaşımızı tanıdık .

Görüyorsunuz ya hayat hep bir vesile .

Bu yazı da niçin sizin namaza başlamanıza vesile olmasın ki .

Vesileler bazen fırsattır ve bu fırsatlar iyi değerlendirilmelidir ki sonunda kocaman bir KEŞKE olmasın .

İşte bu yazı sizin namaza başlamanıza vesile olması için yazıldı .

Bu yazıyı sakin bir kafayla ve sakin bir mekanda okumanız yazıdan alacağınız verimi artıracaktır .

Şimdi sizi hayatınızın kararıyla baş başa bırakıyorum .

Ve kararınızın bizi sevindirmesini ümit ediyorum .

Namaz kılmayı çok istiyorum ama bir türlü kılamıyorum .

Bir ara çok güzel namaza başlamıştım ama şimdi kılmıyorum diyorsanız lütfen bu yazıyı çok dikkatli okuyunuz .

Merak etmeyin size çok kötü şeylerden bahsetmeyeceğim bilakis size sevineceğiniz ama çok sevineceğiniz bir haber vereceğim .

Neyi mi haber vereceğim ?

Yazıyı sonuna kadar okuyun anlayacaksınız haberin ne olduğunu .

Duydunuz mu ?

NLP diye bir bilim var . NLP yani başarının bilimi .

İnsanlar nasıl başarılı oluyorlar ?

Başarıya ulaşmanın yolu nedir gibi konuları içermekte bu bilim.

Yalnız bu bilim daha çok dünyevi ( zengin olma  kariyer sahibi olma gibi ) amaçlar için kullanılmaktadır .

Biz de bu bilimin temel prensiplerini kullanarak namaz kılmayan / kılmak isteyip de bir türlü namaza başlayamayan Müslümanlara  bu temel prensiplerle namaz kılmanın hiç de zor olmadığını göstermek istedik .

Eğer bir kimse bu prensipleri uygularsa KESİNLİKLE AMA KESİNLİKLE NAMAZ KILANLARDAN OLACAKTIR !

Şimdi bu bilimin temel prensiplerini belirtelim .

1 – “ Bir şeyi bir insan yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz .

” Evet namaz kılan milyonlarca insan var .

Bu insanlar namaz kılabildiklerine göre bunu siz de başarabilirsiniz .

Söyler misiniz sizin namaz kılan insanlardan neyiniz eksik ?

Bakınız o kadar insan namaz kılıyor siz niçin kılmayasınız ki ?

2 – “ Bir şeyi başarabilmek için onu gerçekten istemelisiniz . ” Unutmamak gerekir ki hayatımız isteklerimizden ibarettir .

Size istemediğiniz bir şeyi hiç bir baskı kullanmadan kim yaptırabilir veya istemiş olduğunuz bir şeyi kim engelleyebilir ?

Şimdi kendi kendinize bir sorun bakalım gerçekten namaz kılmayı istiyor musunuz ?

% kaç istiyorsunuz ? % 10 mu  % 20 mi  % 40 mı  % 70 mi yoksa % 100 mü ?

Şunu unutmayınız ki bir şeyi başarabilmek için onu % 100 istemek gerekir .

Yolda giderken bir mağazada çok güzel bir kazak gördüğünüzü ve onu çok beğendiğinizi düşünelim .

O kazağın sizin olması için ne yapmanız gerekir ?

O kazağı beğenmek yetmez % 100 istemeniz gerekir ki o kazağı alasınız .

Yoksa sadece beğenmek yetmez değil mi ?

Beğenip de almadığımız o kadar çok şey var ki .

3 – “ Başarabilmek için o yolda her türlü engeli aşmanız gerekir . ” Her şeyi isteyebilirsiniz ama bazı engellerden dolayı bu isteklerinizi gerçekleştiremezsiniz .

Ama istiyorsanız  çok istiyorsanız o engeli aşar ve o isteğinizi yerine getirirsiniz .

Başarı yolunda VAZGEÇMEYENLER BAŞARIR .

Mağaza örneğine dönersek  çok istiyorsunuz ama kazak pahalı bu sizi engeller mi ?

Çok istiyorsanız HAYIR .

Veya yanınızda o kadar para yok  ne yaparsınız ?

Vaz mı geçeceksiniz ?

Hani çok istiyordunuz ?

Çok istediğiniz için o kazağı ya mağazaya borçlanıp alacaksınız ya borç bulup alacaksınız ya da paranızı denkleştirdikten sonra alacaksınız ama hiç bir zaman VAZGEÇMEYECEKSİNİZ eğer gerçekten istiyorsanız .

Namaz kılmak istiyorsunuz ama şu abdest olmasa .

Abdest almak gerçekten istediğiniz halde namaz kılmanıza engel olabilir mi?

Veya namaz kılmayı çok istiyorsunuz ama namaz surelerini bilmiyorsunuz .

Namaz kılmak için Fatiha suresi ile Kevser suresi yeterlidir ve bu ikisini ezberlemek sizin az bir zamanınızı alacaktır .

Namaz kılmak için az bir zamanınızı veremeyecek misiniz ?

4 – “ Başarı yolunda meydana gelen bazı aksaklıklar sebebiyle başarı hedefinizden ASLA VAZGEÇMEYİNİZ .

” Namaz kılmaya başladınız ama bir vakit namazınızı kılmadınız / kılamadınız .

Bu durumda yapılması gereken hiç bir şey olmamış gibi namaz kılmaya devam etmenizdir .

Arkanıza hiç bakmayın siz hedefinize yönelin .

Araba arka cama bakılarak değil ön cama bakılarak sürülür .

5 – “ Hedefinizi ASLA ERTELEMEYİN !

” Namaz kılmaya başlayacaktınız ama ertelediniz  ertelediniz ne oldu ?

Bir türlü namaza başlayamadınız . Ertelemek isteği öldürür ve başarının en büyük düşmanıdır .

Namaza başlamak istiyorsanız HEMEN ŞİMDİ başlamalısınız .

Eğer ben yarın başlayacağım  akşama başlayacağım  Cuma günü başlayacağım diyorsanız  ben size söyleyeyim KESİNLİKLE BAŞLAYAMACAKSINIZ !

Hz . Peygamber ( s .a .v ) şöyle buyurdu : “ ERTELEYENLER HELAK OLMUŞTUR . ”

6 – “ Başarıya ulaşmak için hedefinizi her zaman canlı tutunuz . ” Namaza başladınız  sizin hedefiniz bu değildi .

Siz 5 vakit namaz kılmak istiyordunuz .

İşte bunu gerçekleştirebilmek için hedefiniz her zaman canlı olmalı .

Bu tıpkı cep telefonuna benziyor . Cep telefonunuz şarzı bulunduğu müddetçe işe yarar .

Şarz bitti mi onu şarzetmek lazım ki işe yarasın öyle değil mi ?

Namaz da öyle  şarzı bitirmemek lazım  şarz bittiğinde kendimizi namaz konusunda şarzetmemiz gerekir ki bunu yapmazsak işte o zaman namazı bırakırız .

Kendimizi bu konuda şarzetmek için sohbetlere gitmeli  namaz kılanlarla birlikte olmalıyız .

Sohbetlere gitmek ve namaz kılanlarla birlikte olmak bize her zaman namaz kılma hedefimizi canlı tutacaktır .

Hedefinizin canlı kalması için elinizden geleni yapınız çünkü o canlılığını kaybederse hedefiniz can verecektir .

7 – “ Hedefinize ulaşmak için çevrenizdekilere karşı sağır olunuz .

” Siz şimdi namaza başladınız ; arkadaşlarınız  aileniz sizinle dalga geçebilir .

“ Ooo Hoca mı oldun?

Sen asla 5 vakit namaz kılamazsın .

Tamam şimdi kılarsın ama gör bak 3 gün sürmez

.” gibi bir sürü laf işitebilirsiniz çevrenizden işte bütün bunlara karşı sağır olun hatta cevap bile vermeyin .

Siz hedefinize yoğunlaşın boş verin böyle şeyleri .

Siz hedefinizden ASLA AMA ASLA VAZGEÇMEYİN .

Evet işte o tarihi an geldi .

Şimdi kendi kendimize söz vereceğiz ve böylelikle namaza başlamış olacağız bundan sonra söylediğimiz gibiNamaz kılma idealiniz için  ÜŞENMEYİN  ERYELEMEYİN ve ASLA VAZGEÇMEYİN .

“ Şimdi kendi kendime söz veriyorum .

Namaz kılacağım ve hiç bir zaman namazı bırakmayacağım .

Hiçbir zaman namaz kılma hedefimden vazgeçmeyeceğim .

”Söz mü ? SÖZ .

Ben inanıyorum ki SEN sözünü yerine getireceksin .

Çünkü SEN istedin mi YAPARSIN.

Kendi kendimize şöyle bir düşünüp soralım ve samimi olarak cevap verelim;

Bir Müslüman olarak namazı sevebiliyor muyuz?

Her zaman için namazı seven bir insan mıyız?

Namaz vakti gelse ezan okunsanamaz kılsam canım namaz kılmak istiyor diyor muyuz hiç?

Midemizin açlık hissettiği ve bir şeyler yemek istediği gibi günün belirli vakitlerinde namazın açlığını hissedip namaz kılma arzusu geliyor mu içimizden?

Karnımız iyice acıktığı zaman yanımızdakilerin konuştuklarını anlamaz duruma gelerek aklımızı yemeğe taktığımız gibi namaza olan açlığımızdan dolayı da aynı durum meydana geliyor mu kafamızı namaza taktığımız oluyor mu?

Bazen canımız bir şey istediğinden dolayı belirli bir öğün olmadığı halde mutfağa girip bir şeyler atıştırdığımız gibi farz olan vakitlerin dışında gönlümüz namaz kılmak istiyor mu durup dururken iki rekât namaz kıldığımız oluyor mu?

Sözü uzatmadan söyleyelim;

Allah Teala ile beraber olmayı arzu ediyor muyuz?

Ezan sesi bizde nasıl bir etki yapıyor ezanı duyduğumuzda çok müthiş bir müjdeli haber almışçasına gözlerimizin ışığı parıldıyor mu?

Ezanın sözlerini tahlil ettiğimiz oluyor mu tekbirler tevhidler ve şehadetler kulağımıza ulaştığında ruhumuzun derinliklerine kadar ulaşıyor mu?

Biraz sonra Allah Teala ile beraber olacağım rabbimin huzuruna varıp samimi bir şekilde kendimi Ona arz edeceğim.

Onun kelamını Ona okuyacağım ve O da beni dinleyecek.

Her taraftan üzerime çullanan ve içerisinde boğulduğum atmosferden kurtulacağım beni boğmaya çalışan şu karanlıktan sıyrılacağım hepsini arkama atacağım beni yaratanın huzuruna varacağım Onunla yüz yüze geliyor gibi olacağım Ona halimi arz edeceğim.

Şu anda ne kadar mutluyum ne güzel…Evet bu ve benzeri duygu ve düşünceler geçiyor mu içimizden?

Samimi olarak cevap verelim.Sonra bu düşüncelerimiz bir bir gerçekleşiyor mu?

Yani Allah Tealanın huzuruna vardığımızda Onunla gerçekten sağlıklı bir bağlantı kurabiliyor beraber olabiliyor muyuz?

Bunun en önemli belirtisi olarak da Onunla olan bu beraberliğimizi uzatmak istiyor ve uzatıyor muyuz?

Kıyamımızı kıraatimizi rükûmuzu secdemizi ve son oturuşumuz yani her bir rüknü kendi içersinde uzatıyor muyuz?

Evet sırf Allah Teala ile beraberliğimizden dolayı uzatabiliyor muyuz rükünlerimizi yani namazımızı???

Şeytanın Namazı Engelleme Metotları..


– Kul namaz kılmak isteyince ona vesvese veririm. Henüz vakit var meşgulsün isini bitir sonra kılarsın derim

– Namazını geciktiremezsem insan şeytanlarından birini yollarım ve namazını geciktiririm

– Onu da yapamazsam o kula namazda musallat olurum. — Sağa bak sola bak – derim bakınca da yüzünü okşar alnından öperim. Sonra da namazın bozuldu” diye vesvese verir namazdan çıkarırım

– Sağa sola baktıramazsam yalnız basına namaz kıldığında yanına giderim. Çabuk kılmasını emrederim. Horozun yem yediği gibi çabukça kıldırırım

– Bunu da yaptıramazsam cemaâtle namaz kılarken basına bir gem takarım ve başını imamdan önce secde ve rükûya ***ürürüm ve namazını bozarım.

— Bunu da yaptıramazsam namazda parmaklarını cikirdatmasini emrederim. Böylece beni tespih eder
– Miskinlere zavallılara giderim namazı bırakmalarını emrederim. —Namaz size göre değil siz rızkınıza bakin isinizde calisin derim
– Hastalara giderim hastaya zorluk yoktur iyi olunca kılarsın derim. Hatta hastayı isyan ettirir küfre bile sokarım.
Rabbim c.c. yar ve yardımcımız olsun sinsi iblisin şerri’nden muhafaza eylesin Nefsimizin bizi yönetmesine izin vermesin inşaAllah. Rabbimiz c.c. bizi kendisine sadece ibadet için sabit kılsın. NefsimizeNeslimize hidayet nasip etsin.. (Âmin)

Es selamun aleykum ve rahmetullahi ve beraketuhu..

Şeytanın Namazı Engelleme Metotları..

– Kul namaz kılmak isteyince ona vesvese veririm. Henüz vakit var meşgulsün isini bitir sonra kılarsın derim

– Namazını geciktiremezsem insan şeytanlarından birini yollarım ve namazını geciktiririm

– Onu da yapamazsam o kula namazda musallat olurum. — Sağa bak sola bak – derim bakınca da yüzünü okşar alnından öperim. Sonra da namazın bozuldu” diye vesvese verir namazdan çıkarırım

– Sağa sola baktıramazsam yalnız basına namaz kıldığında yanına giderim. Çabuk kılmasını emrederim. Horozun yem yediği gibi çabukça kıldırırım

– Bunu da yaptıramazsam cemaâtle namaz kılarken basına bir gem takarım ve başını imamdan önce secde ve rükûya ***ürürüm ve namazını bozarım.

— Bunu da yaptıramazsam namazda parmaklarını cikirdatmasini emrederim. Böylece beni tespih eder
– Miskinlere zavallılara giderim namazı bırakmalarını emrederim. —Namaz size göre değil siz rızkınıza bakin isinizde calisin derim
– Hastalara giderim hastaya zorluk yoktur iyi olunca kılarsın derim. Hatta hastayı isyan ettirir küfre bile sokarım
Rabbim c.c. yar ve yardımcımız olsun sinsi iblisin şerri’nden muhafaza eylesin Nefsimizin bizi yönetmesine izin vermesin inşaAllah. Rabbimiz c.c. bizi kendisine sadece ibadet için sabit kılsın. NefsimizeNeslimize hidayet nasip etsin.. (Âmin)

Es selamun aleykum ve rahmetullahi ve beraketuhu..

Sabah namazına nasıl kalkabiliriz?

Beş vakit olarak emredilen namazların hepsi de kıymetli ve ehemmiyetlidir. Birisi diğerinin yerine geçmez. Yalnız bir kısmı daha faziletli ve daha sevaplıdır. Sabah namazı da bunlardan birisidir. Cenab-ı Hak bir âyette meâlen “Resulüm sen onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini hamd ile tesbih et gecenin bir kısım saatleriyle gündüzün de tesbih et ki Allah rızasına eresin” buyurmuştur. 1
Müfessirler bu âyette “hamd ile tesbih”ten maksadın namaz olduğunu bildirirler. Güneşin doğmasından önceki tesbih sabah namazına işaret etmektedir.
Sabah namazının ehemmiyeti ve fazileti uyku vaktine tesadüf ettiği içindir. Herkesin uyku gibi tatlı ve nefse hoş gelen bir şeyi bırakıp her şeyin Yaratıcısına yönelmek Ona yalvarmak huşû ile secdeye gitmek nihayetsiz âciz fakir ve zayıf iken sonsuz kudret zenginlik ve kuvvet sahibi olan âlemle-rin Rabbine dayanmak Onu tesbih ve hamdetmek Ona tâzimde bulunmak kudsî bir lezzete ulvî bir hazza insanı mazhar eder. Bu mazhariyetle beraber Allah’ın huzuruna kabul edilmenin ona muhatap ve dost olmanın ayrıca mukaddes bir vazifeyi yerine getirmenin rahatlığı ve huzuru insanın bütün benliğini kaplayacaktır.
Sabah namazı uyku saatine rastladığından uyanmak nefse ağır gelmektedir. İslâm âlimleri uykusu ağır olan kimselerin erken yatıp namaz için uyanmalarını tavsiye etmişlerdir. Geç saatlere kadar oyalanıp namazı geçirmelerini doğru bulmamışlardır.
Sırf kasdî olarak veya ihmalden yahut gaflet ve mühimsememekten dolayı kazaya kalan namazların meşru mazereti olamaz. Böyle hareketler ihmaller insanı günaha sokar. İnsanın ilk hesaba çekileceği amelinin namaz olması bir vakit namazını kazaya bırakmanın bilerek ve isteyerek meydana gelmişse cezâyı netice vermesi işlediğimiz kötülük zerre kadar bile olsa ihmal edilmeyip bize gösterileceği hakikati bizi daima dikkate ve ihtiyata sevk etmelidir.
Sabah namazına kalkabilmek için her türlü tedbiri almak gerekir. Hattâ bir sefer esnasında Peygamberimiz (a.s.m.) Hz. Bilâl’i sabah namazı için nöbetçi bırakmıştır.
Aslında dinimizde zorluk yoktur. İbadetlerimizi yapmak çok kolaydır. Sadece yapacağımız şey dikkatli ve uyanık olmaktır. Sırf ihmal yüzünden namazı kılmamak bize çok pahalıya mal olur. sabah namazını kıldığımız gün daha canlı ve şevkli oluruz. Kılmadığımız gün ise dünyevî işlerimizde bile bir isteksizlik aksilik olduğu gibi psikolojik yapımızda da huzursuzluk meydana gelir. Meselenin uhrevî mesuliyeti ise daha acıklıdır.
Gece yatağa girerken maddî tedbir olarak çalar saati kurmanın yanında mânevî tedbir olarak da “İnnâ âtaynâ” ve “Âyetelkürsi” gibi sûreleri okumak ve dua etmek uyanmamıza yardım edecektir. Çünkü Cenab-ı Hakkın bu iş için vazifelendirdiği melekler vardır.
Zaten asıl mesele kalkmayı şuur altına yerleştirmektir. Dünyevî küçük bir menfaat için gerektiğinde uykusuz kaldığımızı mühim bir iş arzuladığımız zaman uyandığımızı dikkate alırsak sadece sünneti dahi “dünya ve içindekilerden daha hayırlı”2 olan bir ibadet için nelere katlanabileceğimizi düşünmek pek zor değildir. Kaldı ki bu sözü Peygamberimiz (s.a.v.) sabah namazının sadece sünneti için söylemiştir.
Sabah namazının vaktiyle ilgili bir husus daha var ki o da güneşin doğmasına pek az bir vakit kaldığında yapacağımız şeylerdir. Böyle bir halde vakit çok darsa hemen abdest almak lâzımdır. Tuvalete çıkmak gibi başka şeylerle vakit kaybetmek câiz değildir. Zira namazın vakti çıkmak üzeredir.

Yine zaman kazanmak için abdestte sadece farz olan âzaları yıkamak farzı eda edebilmek için iki rekât sünneti terk etmek caiz olduğu gibi çok dar vakitlerde vâcibdir.

2. İçten dua edin
Sabah namazının zevk ve heyecanı daha yatarken başlamalıdır. Söz gelişi kalbimizden şöyle düşünebiliriz:
“İçim sevinçle dolu. Çok heyecanlıyım. Bir an önce sabahın olmasını istiyorum. Çünkü sabah olacak ve ben Rabbimle buluşacağım. Onun huzuruna çıkacağım. Her an bana ihsan ve ikramda bulunan her zaman yardımıma koşan derdimin dermanı tek ve biricik sır dostum hiçbir zaman beni terk etmeyen Rabbimin huzurunda el bağlayacağım. Ona yalvaracağım. Ona duâ edip secdeye kapanacağım. Allah’ım Seni seviyorum Sana ibâdet etmek istiyorum. Ne olur beni huzuruna kabul et! Beni Seninle buluşamama bedbahtlığına düşürme! Beni sabah namazına şevkle kaldır ve kılmayı nasip et!”
İnanıyorum ki Rabbimiz böylesi içten ve duygusal duâları kabul eder. Çünkü burada kulluğun çok ince bir sırrı vardır: Cenâb-ı Hak huzuruna girmek için can atanı reddetmez!

 

Sabah namazına kalkmak için saf ve samimî bir niyetle birlikte dua etmek ve bir kısım sureleri okumak gerekir.
Öncelikle içinizden nasıl geliyorsa öyle dua edin yalvarın isteyin. Bundan başka 7 Kevser Suresi 3’er İhlâs Felâk ve Nâs Sureleri Fatiha ve Ayetelkürsî okuyabilirsiniz. Niyet dua ve samimî istekuyarıcı araçlarla birleşince namaza kalkmanızı hiçbir şey engellemez inşaallah.

Ailene namazı emret;

Rabbimizin şu anlamdaki emri tüm anne babaları düşündürmelidir:

“Ailene namazı emret; sen de namaza sabır ve sebatla devam et.” (Taha:132)

Anne ve babanın çocuklarına karşı en büyük görevlerinden birisi namazı sevdirerek ve teşvik ederek kıldırmasıdır.

Namaz en vazgeçilmez ibadet


Rabbimizin bize emrettiği en büyük ve en vazgeçilmez ?

namaz ibâdeti?ni hakkıyla ve eksiksiz yerine getirebilmemiz için ilk şart ?namazın önemini çok iyi kavramak?tır.
Her şey önemi derecesinde vazgeçilmezdir. İslâm büyükleri ölüm döşeğinde bile namazlarını kılmaktan vazgeçmemiştir. Ama biz ahirzaman Müslümanları hiçbir gerçek mazeretimiz olmadığı halde namazlarımızı terk edebiliyoruz.
Gereken önemi verseydik böyle durumlara düşer miydik? Yemekten sudan havadan vazgeçtiğiniz oldu mu hiç? Daha fazla imkâna kavuşabilmek için yapılan ?açlık grevi? dışında hiçbir insan yeyip içmeyi terk etmez unutmaz vazgeçmez.
Maddî hayatımızın devamı bu ihtiyaçlarımızın karşılanmasına bağlıdır. Onların önemi ve değeri onları vazgeçilmez kılmıştır.
Mânevî hayatımızın canlılığının devamı da başta namaz olmak üzere tüm ibâdetlerimizi hakkıyla yerine getirmemize bağlı olacaktır.
Sevgili Peygamberimiz (a.s.m.) ve yüce sahabeleri Bedir Savaşının en şiddetli ânında bile namaz kılmayı ihmal etmemişlerdi. Canlarını kurtarmayı değil sonu ölüm de olsa namazı tercih etmişlerdi.
Niçin?
Çünkü biliyorlardı ki canı korumak canı bağışlayanın elinde.
Namaz ise canı verenin emri. Canlar cananının emrini hiçe sayan candan hayır gelir mi? Hem bütün canları elinde tutanın emri hiçe sayılarak o can korunabilir mi?
Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî (k.s.) Hazretleri en şiddetli hastalık ânında dahi ibâdetlerini ihmal etmemiş hattâ rahatlaması için ayağının uzatılması üzerine hemen ayağını geri çekmiş ?Rabbime saygısızlık yapamam? demişti.
Büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Hazretleri bir Ramazan ayında çok şiddetli bir hastalık döneminde beş gün boyunca neredeyse yeyip içmeden yaşamış ama namazını ve orucunu asla ihmal etmemişti.
Onlar namazı nasıl görüyorlardı ki onun önünde hiçbir engel tanımadılar? Günümüz Müslümanının eksiği ne ki en basit bir engelde namazdan kolayca vazgeçiyor?
İşte burada Rabbimize ve Onun Yüce Resulüne (a.s.m.) yönelmemiz gerekiyor.
Çünkü namazı bize emreden öğreten anlatan onlardır.
Namazı biz icat etmedik. Durup durduk yerde ?Bizi Yaratanı nasıl hoşnut edebiliriz? Gelin şöyle yatıp kalkalım ve dua edelim? diyerek namazı biz uydurmadık.
Namazı Allah emrettiğine göre namazın önemi konusunda da Ona başvurmamız gerekiyor. Yoksa hem ?Müslümanım? deyip hem de namaz konusunda dilimizle veya fiilimizle akıl yürütemeyiz.
?Müslüman? Allah?a teslim olan her meselede Ona başvuran Onun rızasını gözeten demek değil mi?
Oysa namaz konusundaki ihmaller kusurlar tembellikler ve öne sürülen bahaneler ?Allah?a teslim olunmadığını? gösteriyor. Bu ise büyük bir çelişkidir büyük bir hatadır.
Bunun için namaz konusunda nefsimizi konuşturmak yerine Allah?ın kitabına Onun Yüce Resulüne (a.s.m.) ve bu iki kaynaktan beslenen İslâm âlimlerine yönelmek gerekir.
Acaba onlar namazı nasıl görmüşler nasıl bir önem ve değer vermişler nasıl anlatmışlar nasıl kılmışlar?
Bunları öğrenirsek namaza verdiğimiz önem artar ve namaz hiçbir zaman vazgeçemediğimiz bir eylem olur.
Namazı hayatının en vazgeçilmez bir parçası yapmak isteyen Müslümanın ilk kazanması gereken ?sağlam ve güçlü bir îman?dır.
Emirler ve yasaklar; geldikleri makama olan inanç saygı güven ve bağlılığın derecesine göre önem ve değer kazanırlar. Bir çocuk kardeşinin emrine kulak asmayabilir. Ama babasına itiraz edemez.
Eğer bir kimse ?Müslümanım? dediği halde namazını kılmıyor veya ihmaller gösteriyorsa ilk problemi bellidir: Allah?a olan inancı sağlam değildir.
Çünkü insan bir ağaç veya bina gibidir. Onun kökü ve temeli îmandır. Dalları ve duvarları ise ibâdetlerdir.
Kökü hastalanmış bir ağacı dallarını ilâçlayarak kurtaramadığımız gibi temelleri sarsılmış bir binayı da odalarını boyayarak tâmir edemeyiz.
Bu örneklerde olduğu gibi namazında ihmali olan bir mü?min de önce îmanını kuvvetlendirmelidir ki namaza dört elle sarılsın.
Her yerde hazır ve nazır olan Allah?ın her an kendisini görüp gözettiğini çok iyi bilmelidir ki hareketlerine çekidüzen versin ve namazını hiç bırakmasın.
Hepimiz ?Acaba güçlü ve sarsılmaz bir îmana nasıl sahip olabiliriz? Dünyamızı ve âhiretimizi aydınlatacak bu muhteşem gücü nasıl kazanabiliriz?? diye düşünmeliyiz.
Kendimizi bile bile tehlikeye atamayız. Namazı ihmal etmenin dünyada ve ahirette bizi uğratacağı acıklı hâli bilmeyerek vurdumduymaz olamayız. Böyle bir umursamazlık bize yakışmaz. İnsan varlıkların en akıllısı sonunu en iyi düşüneni ve çıkarını en fazla kollayanı değil mi?
Namaz kılındığında en fazla sevap kazandıran ihmal edildiğinde ise en büyük azaba sebep olan bir ibâdet olduğuna göre her gün namazı düşünmemiz her gün bir adım daha ilerlememiz gerekmez mi?

NAMAZ

 

‎”Namaz; öyle bir ateştir ki,ateş nasıl demire,cama şekil verirse namaz da insana şekil,nizam,güzellik verir

NAMAZI SEVMELIYIZ


Namaz..

Namaz Dinin direğidir. Namaz İslam’ın en temel şartlarından ve her Müslüman kişinin yapması gerekli olan ibadettir. Namaz’ı sevmeliyiz. Onu sevmek için önce onu iyi tanımalıyız.

5 vakit Namaz için davet ediliyoruz. Ne büyük bir şereftir.

Kime nasip oluyor ?

Elhamdülillah Müslümanlar için bir davettir.

Namaz kılarak Rabbimiz c.c. olan şükran borcumuzu ödemek mümkün değil elbette fakat Rabbimiz c.c. emrettiği Namaz konusunu yerine getirerek tüm pisliklerden de arınmış oluyoruz.

Günde 5 vakit ne güzel abdest alıyoruz. Hem içimiz hem de bedenimiz temizleniyor..
Evet namaz’a alışık olmadığımızdan ötürü ilk başlarda Şeytan ve Nefs kişiye namaz kıldırmak istemez. Çünkü Onların işi vesvese vermek Hayırlı bir iş olduğu zaman kişiyi sıkmak insanın gözünü boyamak gaflette kalmasını sağlamak bir düşünelim bir gün 24 saat işimiz gücümüz var çalışıyoruz.

Sabah saat 8.30 iş başı akşam saat 18.30 eve geri dönüş. Arada ki geçen zamanı bir ele alalım Bir insan kendisini çok rahat muhasebe edebilir. Bunu yapmalı da. Peki gelelim şimdi diğer türlü bir hesaba Rahman ve Rahim olan ALLAH c.c. hazretleri bizi yok tan var etti.

Bizi yedirdi. Bizi İçirdi. Ve Bizi Müslümanlardan kıldı. Görebilmemiz duyabilmemiz yürüyüp tutabilmemiz için bizi harika bir şekilde donattı. Bizlere değer verdi. Bizi sevdi.

Bizi meleklerden bile üstün kıldı. Ve bizlerde Yüce Yaratıcımıza ne kadar az veya aklımıza bile gelmeden O’nu adını bazen öyle laf arasında “ALLAH ALLAH” veya “Bak sen ALLAH’IN işine” gibi kelimelerle sadece Rabbimizin adını zikrettik.

Biz ona ne kadar da çok az şükrediyoruz. Ve Biz gerçekten de ALLAH c.c. hazretlerini tanıyor muyuz?

Peki nasıl olacak nasıl tanıyabilirim Ve onun istediği gibi bir kul nasıl olabiliriz sorusuna da acizane cevap olarak;
Öncelikle Rahman ve Rahim olan ALLAH c.c. hazretlerinin emir ve yasaklarına uymamız gerekiyor. Çevremize bakarak ve bu dünyanın kandırıcı aldırışına kanmadan yapmamız gerekiyor. 24 saatimizin sadece 1 saatini de ALLAH c.c. ayırmak çok mu birde öyle düşünelim

Sabah vakti: 4 dakika

Öğle vakti: 10 dakika

İkindi vakti: 8 dakika

Akşam vakti: 5 dakika

Yatsı vakti: 15 dakika

4+10+8+5+15= 42 En fazla biz bunu demin de söylediğimiz gibi toplamı 60 dakika olarak ele aldık Tekrar düşünelim Biz ne yapıyoruz? Şu akan değerli zamanımızı geri gelmeyeceğini bile bile nasıl geçiriyoruz? Rabbim c.c. bize yapmamız gereken ibadetlerimizi sevdirsin inşaAllah. Bize kolay kılsın inşaAllah Nefsimizin ve Şeytanın vesveselerinden de korusun inşaAllah (Âmin)
Öncelikle temizlenerek Abdest aldıktan sonra En önemli ibadetimiz olan NAMAZ’ımızı kılmak üzere niyetlenmeliyiz. Hayatımıza çok farklı ve bir o kadar da tatlı olan Namaz ibadetimizde sürekli olmaya gayret etmeliyiz. Çaba sarf etmeliyiz. Namaz ilk etaplarda insanı sıkabilir.

Çünkü yukarıda da belirttiğimiz üzere alışık olmadığımız için 1 dakika bile insana çok zor gelebilir. Gerçekten de her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Daha sonra şu cümle yi çok iyi anlayıp uygulamamız gerekiyor.

Rabbimiz c.c. “Siz bildikleriniz ile amel edin bende size bilmediklerinizi öğreteyim” buyuruyor.Ezan-ı Muhammed’i- Kaç kere içtenlikle dinledik veya okunmadan önce ki ettiğimiz küfürlere kısa süreli olarak ara mı verdik? Gerçekten de Cennet Ehli olan kişiler temiz olan veyahut pisliklerden arınarak temizlenmiş kişilerdir. Her konuda temiz olursak işte o zaman sıkıntı gibi veya aklımıza gelen farklı düşüncelerin namazda gelmesine de engel olmuş oluruz.
Bir insan öldüğü vakit kabirde münker ve nekir adlı iki melek gelip İlk soru dünyada iken kıldığımız veya kılmadığımız olan NAMAZ’dan sorulacak.
Melek soracak:

Dünyada iken namaz’ın var mıydı?

Kişi:

Ben hayırsever bir insandım herkese yardım ederdimMelek: Namaz var mıydı?

Kişi:

Zekât vermiştim sadakada vermiştim

Melek:

Namaz var mıydı?

Kişi:

Ben kimseye kötülük etmedim kalbim temizdi herkese yardımcı olurdum

Melek:

Namaz var mıydı Namaz?

Diye sorduğundaKişi:

Hayır namaz yoktu dediği vakit direk

Melek:

ATIN BUNU CEHENNEME
Dediği vakit halimiz nice olur. Bir namazımız var onu da yarım yamalak yapıyoruz. Rabbimiz c.c. bizleri ibadet konusunda muvaffak eylesin inşaAllah..
Dünyada iken yaptığımız hayır ve hasenatları vücudumuzun sağ ve sol bacağı olarak düşünelim vermiş olduğumuz zekât ve sadakaları da el kol olarak düşünelim Ama Namaz yok yani vücudun Başı yokBaş sız bir vucüd bir işe yarar mı?
Dünyada Amel var Hesap yok Ahirette Hesap var Amel yok Hz. Ali (R.a.)
Namazı sevmeliyiz. Namaz bizim kurtuluşumuzdur. Eğer ki namazlarımız tam olursa tüm işlerimizde o şekilde tam olacaktır.
Şeytan ve Nefs’in işi kişiyi doğru yoldan sapıklığa sürüklemek yavaş yavaş ve sinsi bir şekilde dininden soğutmak ve ALLAH c.c. hazretlerinin emrettiği şeyleri yaptırmamak olacaktır. Bir hırsız boş bir arsaya gidip bir şeyler çalmak için uğraşır mı? Zaman bile kaybetmez. Nefs kişiye ağırlık verir. Şeytanda da vesvese verir.

NAMAZ KILMAK

ALLAH-U TEALA SÖYLE BUYURUYOR :

“NAMAZI DOSDOGRU KILINIZ .CÜNKÜ NAMAZ MÜ´MINLER ÜZERINDE VAKITLERI BELLI BIR FARZDIR.

“YINE ALLAH-U TEALA SÖYLE BUYURUYOR:

“NAMAZI DOSDOGRU KIL CÜNKÜ NAMAZ (INSANI)FENALIKLARDAN VE DINE AYKIRI (CIRKIN)HAREKETLERDEN ALIKOR.

ALLAH-I ANMAK (NAMAZ)SÜPHESIZ KI IBADETLERIN EN HAYIRLISIDIR.

ALLAH BÜTÜN YAPTIKLARINIZI INCEDEN INCEYE BILIR.

NAMAZ

NAMAZ

 

 

Namaz Islam dininin diregi ve temelidir .

Bütün ibadetlerin rehberidir .

Bu bes vakit namazi sartlarina uyarak vaktinde kilanlar icin, hifz ve emaninda bulundugu Allah-u Teala büyük günahlardan el cekmesi sebebiyle o kulun isledigi diger günahlari affeder.

Peygamber efendimiz (s.a.v.)buyurdu :

Bu bes vakit namaz bir kimsenin evinin önünden akan berrak bir su gibidir .

O kimse günde bes defa suya girerse üzerinde kirden eser kalir mi? Ashab-i Kiram hayir kalmaz ya Resulüllah dediler .

Tekrar buyurdu:

Iste bes vakit namazda, suyun kiri temizledigi gibi günahlari temizler.

Peygamber efendimiz (s.a.v.)buyurdu ki namaz dinin diregidir.

Namaz kilmayan, dinini yikmis olur.

%d blogcu bunu beğendi: